Mutlu ÇELİK

                                   

                                  1964 - ...

 

Yatılı okullarda geçen öğrenim hayatını polis koleji ve polis akademisi ile tamamladı. O günlerin acısını yıllar sonra 'Parasız Yatılı' şiirinde anlattı. Değişik rütbelerle yurdun pek çok yerinde görevler yaptı. Çoğu sürgün tarzında olan gidişlerinde kendisine yalnızca iki valizi eşlik etti. Yalnızlık ve kendi yalnızlığına ilişkin düşüncelerini de 'Yalnızlık Pusuda Bekler'adlı kitabında anlattı. Benzerine rastlanılmayacak kadar çok usandıran tayinleri sırasında, Atatürkçülük ve Türk milliyetçiliği üzerine araştırmaları, makaleleri, yazıları ile ön plana çıktı.
Meczup bir milletvekilinin Atatürk'e hakaret etmesine tepki olarak 1994 yılında yazdığı 'Cevaben' adlı şiiri ile tüm yurtta tanındı, sevildi hatta yargılandı. Şiir yolculuğunda hicve başlamasına yol açan 'Cevaben' daha sonra Arion yayınları tarafından aynı adla kitap olarak yayınlandı. Polis olarak yurtiçinde ve yurtdışında önemli başarılarından dolayı pek çok ödüller aldı.
Toplam 18 ülkede ortaklaşa yürütülen 'Landmark' adlı çocuk pornosuna yönelik uluslararası operasyondaki başarısı O'nu dünyaya tanınttı.
Eserleriyle 'En iyi şiir', 'En iyi şarkı sözü' ve 'En iyi anı' gibi yüzün üstünde ödüle layık görüldü. Dünyada bir ilk olan 'çocuk polisi'ni ve gençliği uyuşturucudan korumaktaki başarılarıyla bilinen 'Sokak Tim'lerini kurdu. Bekar olan şair,halen Nevşehir il emniyet müdür yardımcısı olarak görev yapmaktadır.

 

 

 


 
CEVÂBEN

 

Ne işin var Tanrı ile aramda
Sen kimsin ki orucumu sorarsın
Hakikaten gözün yoksa haramda
Baş açığa niye türban sorarsın.

Rakı, şarap içiyorsam sana ne
Yoksa sana bir zararım içerim,
İkimiz de gelsek kıldan köprüye
Ben dürüstsem, sarhoşken de geçerim.

Sakal, şalvar, gümüş, sarık iş değil
İbadetin reklamına sığınma
İnanç varsa inandığına eğil
Her tayinde bir camiye sığınma.

Esir iken mümkün müdür ibadet
Yatıp kalkıp Atatürk’e dua et
Senin gibi dürzülerin yüzünden
Dininden de soğuyacak bu millet.

İşgaldeki hali sakın unutma
Atatürk’e dil uzatma şerefsiz
Sen anandan yine çıkardın amma
Baban kimdi bilemezdin şerefsiz.

Riyakarsın sakal gizlemez seni
Haram ile doldurmuşsun keseni
Dokunulmaz sanırsın sana amma,
Dokunursa bu millet ……… seni.

 

 

 


 
ÇOCUK VE KOMİSER-1

 

Sabaha karşıydı,
Çatallı bir yolu kesmişti polis.
Çatalın bir yanı asfalt
Bir yanı toprak.
Sabaha karşıydı
Ayazdı.
Köy yolunu gözlüyordu polis
Köy yolu toprak.

Seydo oğlu Ömer
1960 doğumlu,
Polis kesmiş sabaha karşı
Köy yolunu.

Ayazdı,
Üşüyordu polis Necdet
Üstünde polis gocuğu.
Seydo oğlu Ömer’i tanımıyordu
Polis Necdet,
Tek düşündüğü
Saralı çocuğu..

Komiser gençti.
İstanbul’u özlüyordu.
Hasta anası O’nun yolunu
O ise Seydo oğlu Ömer’in geleceği
Toprak köy yolunu
Gözlüyordu.

Aklı almıyordu Seydo oğlu Ömer’i
İnsan,
Sevdiğine kaçtı diye bacısını keser mi,
Polislerin hepsi
Kendisinden yaşlıydı,
Genç komiser hepsinden ağır başlıydı.
Ekip otosunda üşüyordu polisler
Üstlerinde polis gocuğu

Komiserin gözü köy yolunda
Birden farketti
Gelen çocuğu.
Yedi sekiz yaşlarında görünüyordu
Ayakları çıplak
Üstünde kısa kollu
Fenerbahçe forması.
Gülüyordu polislere
Çocuk,
Polislerin üstünde miflonlu gocuk.


Genç komiser ekipten indi.
Ayazdı,
Sabaha karşıydı.
Genç komiser
Çocuğa doğru yürüdü.
Çocuk gülüyordu,
Elinde bir şey vardı
Onu yiyordu.

Üç beş adım kala
Çocukla arasında
Komiser durdu.,
Genç komiser artık üşümüyordu.
,
Çocuğun elinde çiğ bir patlıcan
Yarısı yenilmiş,
Komiserin gözleri dolu
Yüzü gerilmiş.
Çocuk gülüyordu
Kirli, güzel yüzüyle.
Komiser
İstanbul’u düşündü
Çocuğun gözüyle.

Yedi sekiz değilmiş çocuk
Onbirini bitirmiş,
Altı kardeşin üçüncüsü kendisi
Kızları da sayarsa
Dokuz kardeşmiş hepsi.

Yolda bulmuş patlıcanı
Birde acı biber olsaymış...
Komiserin gözleri dolu
Hüngür hüngür ağlarmış,
Eğer
Polislerden utanmasaymış.

Polis Necdet farketti
Komiserin çocuğa para uzattığını
Ve çocuğun üzülerek
Patlıcanı yere attığını.

Çocuk uzaklaşırken
Genç komiser sigara yaktı.
Usulca gözlerini silerken
Koşan çocuğa baktı.
Seydo oğlu Ömer’i unutmuştu
Genç komiser,
Çiğ patlıcan yiyorsa
Elbet insan insanı keser.

Ekibe geri dönünce
Soğuğu farketti birden,
Çocuk gizlice geldi
Patlıcanı aldı attığı yerden.

 

 

 


 
ÇOCUK VE KOMİSER-2

 

Artık Ankara’daydı
Sevdiği şehirde,
En güzel günlerinin geçtiği
İlk kez rakı içtiği
Sevdiğini sevdiği
Ve terk edildiği
Şehirde.

Asfalt yollarda yürüyordu
Artık.
Başı açık kadınlar
Görüyordu.
Yanlışlıkla biri çarpsa
Dönüp özür diliyordu,
Artık Ankara’daydı
Ve
Güzel şey uygarlık
Diye düşünüyordu.
Ve artık şarka gittiği gün kadar
Genç değildi
Ve hala
Komiserdi.

Yürüyordu
Düşünceler kafasında...
Kafasında
Ne kadar özlediği vardı
Sevdiğini,
Ankara değişmişti ama,
Yinede buldu.
Sevdiğiyle ilk kez
Burda rakı içmişti,
Artık,
Ne sevdiği vardı yanında
Ne kendisi aynı bakıyordu
Hayata....

Bir taraftan seviniyordu
Bittiğine şark hizmetinin,
Bir taraftan üzülüyor
Dertlerinin bitmediğine
Memleketinin.

Eski günler hatırına
Aynı masada
Yine rakı istedi,
Garson değişmişti
Ama
Rakı yine ayın rakıydı.
Kendisi değişmişti
Ama
Ankara yine Ankara’ydı.

Yan masada el ele çift
Ötekinde sarmaş dolaş
Sevgililer ne de güzel
Gülüyordu...
Seydo oğlu Ömer geldi
Aklına
1960 doğumlu.
Acep şimdi Urfa cezaevinde
Ne düşünüyordu.
Pişmanmıydı acaba
Bacısını kestiğine
Pişmanmıydı,
Kaçtı diye sevdiğine.

Bunları görse Seydo oğlu Ömer
Bunları da kesermiydi acaba..
Seydo oğlu Ömer
1960 doğumlu
Katil....! ....
Hiçbir zaman rakı içemeyeceksin
Ankara’da,
Bunu bil....

Ankara’da Sakarya’ya gidip de
Hiç olur mu rakı içmemek,
Yaz gününde akşam üstü olup da
Hiç olur mu Tunalı’da gezmemek.


Artık Ankara’daydı
Şarka gittiği gün gibi
Genç değildi
Ama
Hala komiserdi.
Ve
Eskisi gibi içemiyordu
Ve,
Çiğ patlıcan yiyen çocuğu
Düşünmeden edemiyordu
Ve en sevdiği patlıcan musakkayı
Artık yiyemiyordu.
Artık genç sayılmazdı
Ve hala komiserdi.
Bazen İstanbul’u özlüyordu
Hasta anası hala
Yolunu gözlüyordu,

Pek bir şey yoktu hayattan beklediği.
Silahına borçlanmıştı bir kere
Kurtulmuştu pusudan
Artık genç sayılmazdı,
Yorgun gözleri vardı
Dargın gözleri.
Çok yaralamıştı onu
Sevdiğin sözleri
En çok da gördükleri
En çok da
Çiğ patlıcan yiyen çocuğun
Gözleri.

Eskisi gibi içemiyordu artık
Dördüncü rakısını bitirmeden
Kalktı masadan
Ağır ağır adımladı Ankara’yı,
Sarhoş olmuştu
Rakıdan değil
Tasadan....

Genç sayılmazdı artık
Ama hala komiserdi
Ve,
Kim olursa olsun o'nun yerinde
Sevdiğine küserdi.


Dalgındı
Dargındı
Yorgundu.
Hıçkırıklı bir ağlama duydu
Yanından geçen.
Döndü baktı,
Bir boyacı çocuk ağlıyordu,
Peşinden gitti
Durdurdu çocuğu,
Çocuğun gözyaşları
Yanağından süzülmüş,
Saçları sıfır numara
Elleri incecik ve boyalı..
Sesi titriyordu.
Ve
Çiğ patlıcan yiyen çocuğa
Ne kadar benziyordu.

O ağlamasın da
Kim ağlasınmış,
Bütün gün kazandığı
Parasını kaybetmiş.
Tam tamına 39 bin liraymış.

Çocuk hıçkırarak ağlıyor
Komiser dalgın,
Ne çok benziyor bu çocuk
Çiğ patlıcan yiyen çocuğa.
Komiser genç değil artık, yorgun.
39 bin liraya ağlıyor bir çocuk
Ankara’da,
Çiğ patlıcan yiyor bir çocuk
Urfa’da.
İkiside aynı yaşlarda....

Komiser üzgün
O da çok ağlamıştı
Tam bu yaşlarda.

Komiser dalgın
Komiser ağlamaklı
Komiser artık Ankara’da
O artık uygarlığın ortasında
Ve;
Bir çocuk daha var kafasında

 

 

 

BİR ŞEHİT ÇOCUĞUYUM

 

Ya işe gidiyordu,
Ya da yeni gelmiş olurdu
Ben uyandığımda.
Her geldiğinde,
Çok şükür derdi annem.
Gidişinde de bana el sallatırdı
mutlaka.
Sol göğsündeki yıldızı
hala duruyor.
Çok severdim babamı.

Bir dahaki sefere beraberiz derdi,
Ama bunu
her bayramda söylerdi.
Şapkası çok yakışırdı
hala saklarım.

Bir defa gördüm ağladığını.
Yıllar sonra annem söyledi
Arkadaşı vurulmuş.
O bir damla yaşı hatırlarım da
çok dokunur bana.

Tabancasını hiç göstermezdi.
Ama bana güven verirdi.
Saçımı her okşayışında
dalıp giderdi...
Ben,aynasız olucam deyince
kahkahayla gülerdi.
Şimdi her sabah karşısında
şapkamı giydiğim aynayı
bir doğum günümde o verdi.

Soğuk gecelerde çok özlerdim
Kar yağarken dua eder
Üşümesin Allah'ım derdim.
Babamı çok özler,çok severdim.
Hele,herkes yattıktan sonra nasıl gururlanırdım
Babama güvenip de uyuyorlar,diye..

O sabah yorgun gelirken
Uykucular,daha yeni giderdi
Bazıları selam bile vermezken
O yine de gülümserdi.

O'na derdini anlatanlar
Cebinde kaç kuruş olduğunu duysalar
İnanmazlardı
Bir evim olsa derdi bazen
Bahçesine güller ekerim
Emekli olunca...
Şimdi,
Her gül götürüşümde hatırlarım,
Emekli olamasa da
Gül bahçesinde yatıyor
Şehidim...
Pek yüzünü göremedim
Ama
O'nu çok özledim
Şimdi,
Sancağını şerefle taşıyan
Bir komiserim...
Hepiniz rahat uyuyun!
Hep taşınacak sancağınız,
Bütün ŞEHİT POLİSLERİM...



 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !